SONBAHARDA KUŞADASI: I LOVE YOU

Sıcak yaz günlerinden soğuk kış aylarına geçiş mevsimi sonbahar. Turuncu yaprakların uçuştuğu ıslak sokakların, gri mavi gökyüzünün mevsimi. Ve, sonbaharda Kuşadası’na aşık olmak çok olası. 

Kuşadası limanı, meydan ve balıkçılar
Kuşadası Limanı-Meydan

Yaz sona erdiğinde pek çok tatil kasabası tenhalaşır. Issız sokaklar, kapalı mekanlar, boş evler hüznü çağrıştırır sonbaharda. Ama Kuşadası’nda durum farklı çünkü burası her mevsim canlı, her mevsim ayrı güzellikte. Sonbahar geldi diye hüzünlenmez insan burada. Tam tersine, rengarenk bir mevsim başlıyor diye heyecan duyar. 

Kervansaray
Kervansaray

Sonbaharda Kuşadası’nda Neler Oluyor?

Sonbaharda Kuşadası’nda deniz ve gökyüzü, tam anlamıyla renk şovu yapıyor. Serinleyen havanın ve yağışların etkisiyle sosyal alışkanlıklar değişiyor. Tüm bunların yanında ise Kuşadası’nda konfor seviyeniz artıyor.

Eylülden İtibaren Rahat ve Deliksiz Uyuyorsunuz

Kuşadası yazın çok sıcak, hem de çok. Bazı geceler vantilatör bile yetersiz kalıyor. Benim gibi klimalı ortamda uyumayı sevmiyorsanız, sabaha kadar ter içinde zorlu bir gece geçiriyorsunuz. Ertesi gün enerjinizin tamamını terlemekle harcadığınız için, güne zor başlıyorsunuz. Sonbaharın en güzel taraflarından biri, doğal iklimde uyuma özgürlüğü. Serinlemeye ya da ısınmaya ihtiyaç duymadan. 

Gece boyunca hiç terlemeden, hiç üşümeden, konforlu bir şekilde uyumak çok güzel bir his. Sabah yataktan dinlenmiş ve enerjik olarak kalkıyorsunuz. Tek başına bu bile, sonbaharda Kuşadası’nı çok sevmek için bir neden bence. Sivrisineklerin azalmasını da eklersek, yaşasın sonbahar!

Sonbaharda Plaj Keyfi Devam Ediyor

Öğlen saatlerinde güneşin ve rüzgarın durumuna göre hala denize girmek mümkün. Eğer tüm yaz denize girme fırsatı bulamadıysanız, üzülmeyin. Sonbaharda Ada’ya gelip yılın en güzel zamanını değerlendirebilirsiniz. Çünkü Kuşadası denizi eylül ayından itibaren daha sakin, daha berrak ve hala ılık oluyor. Yeter ki hava rüzgarlı olmasın. Yazdan daha keyifli yüzersiniz. Üstelik, bu mevsimde plajlar ve deniz neredeyse size ait. 

Kadınlar Denizi
Kadınlar Denizi

Sonbaharla Birlikte Trafik Azalıyor

Sonbaharda tatil yapmanın bir başka güzel yanı, trafik derdinin olmaması. Yaz boyunca Ada yollarının tamamında ve her yöne doğru trafik var. Nereye giderseniz gidin, onlarca araçla beraber seyahat ediyorsunuz. Eylülden itibaren araç sayısı büyük ölçüde düşüyor ve trafikte zamanla yarışmak zorunda kalmıyorsunuz. 

Mekanların Hizmet Kalitesi Artıyor

Yazın neredeyse tüm tatil kasabaları birçok ziyaretçi ağırlar. Aşırı kalabalık nedeniyle mekanların kapısında kuyruklar oluşur. Boş masa bulmak zordur. Kuşadası’nın hemen yer yerinde de durum aynı. Yazın, özellikle de cumartesi akşamı, bir yerde yemek yemek için 3-4 gün önceden yer ayırtmak gerekiyor. Buna rağmen, kendi rezervasyonlu masanız için bile beklemek zorunda kaldığınız olabiliyor. Ve, aldığınız hizmet de beklediğinize değmeyebiliyor. 

Yaz sona erdiğinde, gittiğiniz mekanda kalabalıktan başı dönmemiş bir personel, yemek yapmaktan yorgun düşmemiş bir mutfak ekibi oluyor. Bu sayede, sonbaharda hem daha lezzetli yemek yiyor, hem de bunun için beklemiyorsunuz. Buna ek olarak, gittiğiniz yer Ada’nın neresinde olursa olsun, benzersiz manzaralar izleme şansınız oluyor. 

Sonbaharda Konaklama Fiyatları Düşüyor

Kuşadası’nın her yerinde birçok konaklama seçeneği mevcut. Bunların arasında her bütçeye uygun alternatif var. Bununla birlikte, yaz mevsimi turizm sezonunun altın mevsimi olduğu için, en uygun fiyatlı yerler bile eğer müşteri derdi yoksa, yüksek fiyat sunabiliyor.

Neyse ki, yaz bitince hepsi normale dönüyor. Sonbaharda Kuşadası’na tatile gelmenin önemli avantajlarından biri de bu olmalı. Yazın sıradan bir yere ödeyeceğiniz parayı, sonbaharda kentin en manzaralı, en merkezi konumlu yerine veriyorsunuz.

Sonbaharda Kuşadası’nda Yapabilecekleriniz

Ben Kuşadası’nın her mevsimini seviyorum. Sonbahar renklerini ve bu mevsimin havasını ise ayrıca seviyorum. Bu aylarda kent gerçekten muazzam güzellikte oluyor. Buraya sonbaharda gelirseniz, yılın diğer zamanlarında da yapabileceğiniz aktiviteler biraz daha keyifli oluyor.

Kuşadası’nın Sahilinde Sabah Yürüyüşü

Ada’da sabah yürüyüşü yapmayı çok seviyorum. Sonbaharda sabahın ilk ışıkları değil de, daha ilerleyen saatleri, sahilde yürüyüş yapmak ve Ada’yı izlemek için ideal zaman. Çünkü bu mevsimde çok erken saatlerde hava biraz sert oluyor. Bu yüzden, yürüyüşe güneş hafifçe yükselmeye başladığında inin. Yat limanından başlayıp denizi sağ tarafınıza alarak Yılancı Burnu’na kadar uzanan keyifli yolda kentin tadını çıkarın.

Sonbaharda sahil yolu ve el heykeli
Kuşadası Sahil Yolu-El Heykeli

Şansınıza hava hafif bulutluysa, kendinizi dev bir tuvalin içinde yürüyor gibi hissediyorsunuz. Bu esnada Kuşadası limanının hareketli trafiğini izleme şansınız var. Geceden limana demirleyip sabah limanı terk eden dev bir yolcu gemisinin çıkışını görmeniz mümkün. Aynı saatlerde bir başka yolcu gemisini limana yanaşırken seyredebilirsiniz. Sahil yolundan geçerken kentin sembollerinden olan el heykeliyle birlikte gemileri selamlamak keyifli bir aktivite. 

Sabah saatlerinde trafik gürültüsü henüz başlamadığı için ortalık daha sessiz oluyor. Dalgaların kayalıklara hafifçe dokunduğunda çıkardıkları sese martıların sabah oyunları eşlik ediyor. Tertemiz deniz havasını soluyarak Kuşadası’nın uyanışını izlemek insanın havasını değiştiriyor.

Manzaralı Bir Kahvaltı Molası

Kuşadası’nın merkezinde ve çevresinde, lezzetli kahvaltılarıyla ünlü birçok işletme var. Deniz manzaralı bir kahvaltı düşünüyorsanız, sahil şeridinde beğendiğiniz bir yerde mola verebilirsiniz. Ben genellikle Güvercinada ve liman manzaralı otelin restoranında vakit geçirmeyi seviyorum. 

Eğer daha yeşil bir ortam istiyorsanız, Kuşadası’nın merkezine 15 dakika uzaklıktaki Kirazlı Köyü’ne gidebilirsiniz. Ben bu köyü hem enfes yemeklerinden, hem de konaklama seçeneklerinden ötürü çok beğeniyorum. Sonbaharın renklerine bürününce güzelliği daha da artıyor. 

Kirazlı'da kahvaltı
Kirazlı’da sabah kahvaltısı

Köy kahvaltısı ya da yöresel kahvaltı opsiyonları, sahil siteleri bölgesinde yaz kış açık işletmelerde de değerlendirilebilir. Buralarda hem tipik Ege kahvaltıları, hem de güney bölgesine özgü mutfaklar var. Trafik derdi olmadığı için hepsini mesafeden korkmadan tercih edebilirsiniz. 

Buraya eklemeden geçemeyeceğim bir kahvaltı durağı da, Kuşadası’nın çıkışında, vadinin içine yerleşmiş olan otelin restoranı. Mevcut doğal ortamda iyileştirme yapılarak doğaya uyumlu bir şekilde inşa edilen otelin içinde birçok hayvan türü var. Özellikle çocuklarla gitmek için muhteşem bir atmosfer. Ücreti piyasa ortalamasının biraz üzerinde olsa da, içeriği çok çeşitli ve lezzetli bir kahvaltı sunuyorlar. Sonbaharda burası gerçekten çok ama çok güzel oluyor. 

Masaları ziyaret eden bir tavuskuşu
Vadide masaları ziyaret eden bir tavuskuşu

Sonbaharda Kültürel Aktiviteler

Kültürel aktiviteler için sonbahar, harika bir mevsim. Gittiğiniz yerlerin kapısında kuyruk beklemiyorsunuz, fotoğraf çekerken zorlanmıyorsunuz, Ada’nın her yerini görebiliyorsunuz. Gittiğiniz yer çok kalabalık diye orayı gezmekten vazgeçmiyorsunuz. En güzeli de, sıcaktan bunalmadan, güneşten saklanmadan, dilediğiniz saatte gezmeye çıkabiliyorsunuz.

Kuşadası’na gelmişken görmeniz gereken yerlerin başında benim için Güvercinada geliyor. Kaleyi mutlaka gezmek, içine girip balina iskeletini ve deniz ticaret müzesini görmek lazım. Burada rahat rahat dolaşma fırsatı kaçmaz.

Sonbaharda Güvercinada
Güvercinada

Kervansaray ve Kaleiçi, Ada’nın mutlaka görülmesi gereken yerleri arasında. Bu bölgenin enerjisi çok yüksek. Zaten gezerken bunu rahatlıkla hissediyorsunuz, çünkü canlılığı sokaklarına yansıyor. Kervansaray’dan Kale Kapısı’na çıkan yolu ve Kaleiçi’ni hiçbir zaman boş göremezsiniz. Burası gündüz ayrı, gece ayrı güzel ve neşeli oluyor. 

Yüksek ve manzaralı yerleri seviyorsanız, Atatürk Anıtı’nı da kesinlikle görmeniz gerek. Ben buraya çıkıp Ata’yı selamladıktan sonra, dakikalarca etrafı seyretmeye bayılıyorum. İnsan manzaranın keyfine doyamıyor. Ayrıca, burada muhteşem fotoğraflar çekebiliyorsunuz. 

Atatürk Anıtı'ndan Kuşadası manzarası,
Atatürk Anıtı’ndan Kuşadası manzarası

Taze Deniz Ürünlerini Tatma

Kuşadası’nda gezerken, denizden gelen lezzetli mahsülleri tatmamak olmaz. Bunu yapabileceğiniz ve tadını unutamayacağınız lezzetlerle tanışacağınız birçok restoran var. Şehir merkezinde, sahil siteleri tarafında ya da Güzelçamlı’da bulunan seçeneklerden istediğinizi değerlendirebilirsiniz. Hem lezzet, hem de fiyat olarak Yunan adalarının mutfaklarıyla yarışırlar.

Kuşadası’nın liman bölgesinde çok renkli ve büyük bir balık hali yer alıyor. Buradaki tezgahlarda her gün onlarca balık türü ve deniz mahsülü satışa sunuluyor. Halin tam karşısında yan yana sıralanmış balık ekmekçiler görebilirsiniz. Yemekte fazla vakit kaybetmek istemeyenler için ideal olan bu restoranlar, hızlı ama yine de lezzetli menüler sunuyor.

Kuşadası balık hali
Kuşadası balık hali

Deniz ürünleriyle arası iyi olmayanlar, şehir merkezindeki dünya mutfaklarını ya da civardaki yöresel işletmeleri tercih edebilir. Bir de, hazır Aydın ili sınırlarındayken pide yemeyi unutmamak lazım. Yalnız mümkünse, ustası Karacasulu olan bir salonda.

Yakın Çevrede Renkli Turlar

Kuşadası’nın merkezindeki durakları tamamladıktan sonra çevrede ne var diye merak edenler, çevre turuna köylerden başlayabilir. Kuşadası’nda görmeye değer güzellikte küçücük köyler var. Hava yağmurlu değilse, hepsini birden tek bir günde gezebilirsiniz. Gerçi artık hepsi mahalle statüsünde ama havaları bozulmadı.

Benim en sevdiğim köyün Kirazlı olduğunu yukarıda da belirtmiştim. Kirazlı’dan sonra Caferli Köyü ve hemen ardından Ağaçlı Köyü’ne uğramak, bağlantı yolu açısından pratik. Ağaçlı’ya kadar gidince çevre yolundan devam ederek Güzelçamlı’ya gitmemek, bence olmaz.

Güzelçamlı, adı gibi bir yer. Çam ağaçlarıyla kaplı Dilek Dağı’nın yolla birleştiği yerde kurulu, dağdan denize doğru uzanan şirin bir yerleşim merkezi. Mahalle olmadan önce burası da köydü. Hem de, bana göre Kuşadası’nın en güzel köyü. 

Güzelçamlı marina
Güzelçamlı marina

Güzelçamlı’dan dönerken siteler arasındaki güzergahı kullanmak, akılda kalan bir yol deneyimi sunuyor. Yolları halı gibi kaplayan rengarenk yaprakların arasından geçiyorsunuz. Kırmızı kırmızı hünnaplar, yeşil sarı limonlar, kocaman portakallar dallarında size eşlik ediyor. Bereketin ve sağlığın sembolü narlar ağaçları süslüyor. Son yıllarda eskisi kadar çok olmasa da, ayvalar da sonbahar meyve şenliğine katılıyor. 

Milli Park Gezisi

Dilek Yarımadası Milli Parkı, Kuşadası’nın en değerli hazinelerinden biri. Aslında yalnızca Kuşadası’nın değil, ülkemizin de. Kuşadası’na sonbaharda gelip milli parkta gezmemek büyük kayıp olur. Doğa yürüyüşlerini seviyorsanız, doğanın kalbinde yapacağınız yürüyüşe bayılacağınızdan eminim. 

Yazın binlerce ziyaretçiyi ağırlayan milli park, eylül ayından itibaren daha sakin. Girişte metrelerce araç kuyruğu beklemeden kolayca içeri girebiliyorsunuz. Hava esintili değilse denize girebilirsiniz. Benim en severek yüzdüğüm koy, en sonuncu koy olan Karasu. 

Dönüş yolunda kanyonun girişine park edip kısa bir doğa yürüyüşü yapmayı unutmayın. Kanyon, tamamı tırmanışla geçen ve yolu taşlı olan yorucu bir parkur. Zirveye kadar tırmanmaya karar verirseniz, tek bir gününüzü buraya ayırmanız gerek. Ayrıca, ayağınızda uygun yürüyüş ayakkabıları da olmalı. 

Dilek Yarımadası Milli Parkı
Dilek Yarımadası Milli Parkı

Sonuç Olarak

Kuşadası, hangi mevsimde gelirseniz gelin, hep unutulmaz anlar yaşayacağınız, harika manzaralara tanıklık edeceğiniz bir yer. Ancak Kuşadası’na sonbaharda gelirseniz, diğer mevsimlerden biraz daha güzel manzaralar göreceğinizin garantisini verebilirim. Ayrıca, sonbahar gezinizin diğer sezonlardan daha konforlu olacağına da emin olabilirsiniz.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir