90’lı yıllarda Kuşadası, sosyetenin ve başta Ege Bölgesi olmak üzere tüm ülkenin gözde tatil ilçesiydi. Sosyal aktivitelerin daha çok otellerin merkezinde döndüğü ilçe, 90’ların başında kumarhaneleriyle öne çıkıyordu. Plaj alışkanlıkları daha sade, eğlence hayatı daha sakindi.

90’lı Yıllarda Kuşadası Otelleri
Kuşadası’nın köklü otelleri, 90’lı yıllarda lüks kumarhaneleriyle öne çıkıyordu. Dönemin büyük otellerinden bazıları, ağırladıkları ünlü isimler sayesinde magazin yayınlarına çıkarak ülke çapında tanınır olmuştu.
90’ların ikinci yarısında kapatılan kumarhaneler, o dönemde insanların sık ziyaret ettiği sosyal yerlerdi. Benim bildiğim çoğu kişi bu yerleri kumar oynamaktan ziyade yiyip içmek ve misafir ağırlamak için kullanırdı 🙂 Bu yerler kapatılınca, birçok insan bedava yemeğe ve içkiye veda ettiği için çok üzülmüştü.
Kentin çeşitli yerlerinden yükselen lüks ve görkemli oteller, kumarhaneler haricinde gündüz havuz keyfi için tercih edilirdi. Birçoğunun havuzlarına girmek için günümüzdeki gibi yüksek giriş ücretleri ödeniyordu. Büyük ve gösterişli yüzme havuzlarında keyifli bir gün geçirmek ve farklı simalarla karlılaşmak, sevilen bir aktiviteydi.
Oteller, o zaman da göz alıcı bahçeleri, şık havuzları, nefis deniz ve şehir manzaralarıyla düğün ve organizasyonları renklendirirdi. 90’larda otellerde düğün yapmak ve mezuniyet balosu düzenlemek, belki de bugünkünden daha yaygındı. Aslında, modası hiç geçmeyen bir trendin başlangıcıydı 90’lar.
90’lı yıllarda Kuşadası otelleri yılbaşı balolarına da ev sahipliği yapıyordu. Bu da hala devam eden bir alışkanlık, ama o zamanlar daha başlangıçtı. Büyük ve rengarenk süslerle dekore edilmiş yılbaşı ağaçlarıyla, gece boyu süren eğlencelerle, çocuk partileriyle yeni tanışıyorduk.
Kısacası, 90’larda Kuşadası otelleri dendiğinde akla lüks sosyal alanlar gelirdi. Ziyaretçiler için hazırlanmış konaklama tesisleri olmalarından öte, unutulmaz anların yaşandığı keyifli aile mekanlarıydı oteller.
90’lı Yılların Popüler Kuşadası Mekanları
1990’larda Kuşadası bugün olduğu kadar kalabalık değildi. Mekan sayısı daha azdı. Eğlence anlayışının çok farklı olduğunu söyleyemem. Öyle ki, bugün yaptıklarımızın birçoğunu, o dönemin mevcut mekanlarında daha az parayla ve daha çok eğlenerek yapıyorduk.
Capello Günleri
Capello, 90’larda Kuşadası’nda sosyal hayatı aktif olanların hatırlayacağı mekanlardan biri. Kuşadası’nda Beach Club modasının öncüsü sayılabilecek Capello, Ada’nın merkezinde yer alan çok popüler bir plajdı. Capello’da takılmak, en havalı gençlik aktivitelerinden biriydi.
Canlı Sokaklarıyla Kaleiçi
Kuşadası’nın kalbi diyebileceğimiz Kaleiçi, bugün olduğu gibi, 90’larda da gece hayatının merkeziydi. Hatta o zamanlar bugün olduğundan çok daha hareketliydi diyebilirim. O dönemde Kaleiçi sokaklarında bulunan herkes, barların kraliçesi sayılabilecek She Bar’ı hatırlar. Mekan tasarımı, ışıklandırma, harika müzikler ve genelde tanıdık simalar, She Bar’ın atmosferini unutulmaz kılan detaylardı. Tek başına She Bar, Kaleiçi trafiğini yönetiyor gibiydi.
90’larda Kaleiçi sokaklarında canlı müzik dinlemek için de tercih edilen çok kaliteli mekanlar vardı. Her yaştan insanla karşılaşabileceğiniz bu renkli ortamlarda performansları unutulmayan şarkıcılar sahne alıyordu. 90’larda Kaleiçi’ni canlı müzik dinlemek için ziyaret edenler, Heaven, Green ve Step Bar’ı keyifli anılarla hatırlar.
Temple Efsanesi
Temple, 90’lara damgasını vuran en ünlü mekanlardan biriydi. Burada muhteşem bir MFÖ konseri ile inanılmaz güzellikte bir Tarkan konseri izleme şansını yakaladım. 90’ların eğlence hayatının en meşhur adresi Temple, yazın yıldızların altında en ünlü yıldızları ağırlıyordu.
Temple, marinada inanılmaz güzellikte bir manzarası ve şık bir tasarımı olan, bembeyaz bir mekandı. Sahnesi denizin hemen yanında yer alıyordu. Bu kadar güzel bir yerin kapanıp yıkılmasına çok üzüldüğümü hatırlıyorum.
Kulüp 33
Kulüp 33, Güvercinada’dan Kadınlar Denizi’ne doğru çıkan yokuşun sol tarafında, dönemin ünlü starlarının sahne aldığı efsanevi bir diğer mekandı. 90’lardaki yerinden daha önce Güvercinada’nın yanında, denize sıfır konumlanan Kulüp 33, uzunca bir dönem Kuşadası’nda gece eğlenceleri için sık tercih edilen bir mekan oldu. O da Temple gibi kapandı ve yıkıldı.
90’lı Yıllarda Mekanlardaki Görünmeyen Üyelik Sistemi
90’larda Kuşadası’ndaki mekanlarda görünmeyen bir üyelik sistemi vardı. Bu sistem bugün hala var ancak o zamanlarda daha geçerliydi. Tanınmış, saygın, işletmeciyle arası iyi olan birini tanıyorsanız, girmek istediğiniz mekanın kapısındaki korumalara bu ismi verirdiniz. Sonrasında ise kapılar sonuna kadar açılırdı. Garsonların hizmet kalitesi bile değişirdi verdiğiniz isme göre.
Ömer Tatil Köyü
Yavansu’da geniş bir yeşil alana yerleşen Ömer Tatil Köyü, zamanın en popüler gündüz mekanları arasındaydı. Giriş için alınan ücretin içinde tüm gün orada vakit geçirmeye yetecek kadar yeme içme kredisi de olurdu. Büyük havuzu, geniş bahçesi ve özel plajıyla oldukça konforlu bir işletmeydi. Gençlerden daha çok, o dönemin orta yaş grubu tarafından tercih ediliyordu.
Nötestik
Kadınlar Denizi ile Yavansu bölgesini birleştiren burundaki Nötestik, ünlü Fransız Tatil Köyü’nün hemen karşısındaki sitenin adı. Ancak bu isim genellikle oradaki koyu tanımlamak için kullanılır.
Nötestik, 90’larda farklı bir plaj arayışını karşılayan renkli bir ortam sunuyordu. Kayalık zemini olan berrak koy, az kişinin bildiği ve gittiği bir yerdi. 90’lardan beri bu özelliğini koruyan plajı yeni keşfedenler, hem denizi hem de manzaralı cafesi için Nötestik sahilini tercih ediyor.
Kervansaray Cafe
Bu harika cafe, kent merkezindeki tarihi Kervansaray’ın limana bakan ana kapısının yanında yer alıyordu. Açıkçası, yerli ve yabancı turistlerin sık uğrak yeri olan nezih işletmenin tam adını hatırlamıyorum. Biz Kervansaray Cafe olarak bilirdik, bu yüzden böyle yazdım. (Tam adını hatırlayan varsa lütfen yoruma eklesin) Konumu muhteşem olan mekanda enfes tatlılar servis edilirdi. Orada yediğim rokokonun lezzetini hala damağımda hissedebiliyorum.
90’lı Yıllarda Sahil Siteleri
Sahil siteleri, Kuşadası’nın Long Beach bölgesinden Güzelçamlı’ya kadar uzanan geniş bölgesini tanımlıyor. Burası, Kuşadası’nda yazlık kültürünün başladığı 70’li yıllardan beri gelişmekte ve popülerleşmekte olan bir bölge. Sahil sitelerinin günümüzdeki haliyle 90’lı yılları arasında birçok fark var.
90’lı yıllarda sahil sitelerinde çok daha az site vardı. Yollar bugünkü kadar düzgün değildi. Birçok site yeni yapılmakta olduğu için ara yolları topraktı. Sahilin havasını değiştiren ve ulaşımı kolaylaştıran Sevgi Yolu henüz inşa edilmemişti. Bu nedenle bir yerden bir yere yürümek ya da bisikletle gitmek bir hayli zahmetliydi. Hele bir yer vardı ki, zahmetini ancak 90’larda oradan geçmiş olanlar anlar 🙂 Bahsettiğim yerin SSK deresi olduğunu da tahmin etmişlerdir.

SSK Deresi – Zorlu Geçit
Buraya böyle demek çok mantıklı geldi çünkü siteler arasında önemli bir bağlantı sağlayan geçit, gerçekten zorluydu. SSK sitesi, sahil sitelerinin tam merkezinde sayılır. Bu siteye bugün sahil tarafından konforlu bir şekilde ulaşabileceğiniz iki köprü var. Ama, 90’larda bizim taraftan SSK (Seseka diye okuruz)’ya geçmenin tek bir yolu vardı: dereyi aşmak.
SSK, her zaman canlı ve hareketli bir siteydi. O zamanlar geniş caddesinde kurulan büyük ve ünlü bir giysi pazarı vardı. Ayrıca, sahilde koyu yeşil renkteki havuzuyla hatırladığım bir işletmesi vardı. İşletme, o nehir görünümlü şahane havuzuna giriş için ücret alırdı 🙂
Ve Şiva vardı. Araba kullanacak yaşta olmayan ergenlerin efsanevi eğlence mekanı Şiva. Adının tam nasıl yazıldığını unuttum ama Şiva’ya gitmek için nelere katlandığımızı hiçbir zaman unutamam….
Geceleri Şiva’ya gidip dans etmek için karanlık site yollarından ilerler, zorlu SSK geçidine ulaşırdık. Dik toprak yokuştan dereye inerken ayaklarımıza kum dolardı. Derenin su seviyesi bazı noktalarda daha yüksek olurdu. Geçerken suya girmemek için derenin enine doğru yerleştirilen büyük taşları kullanırdık. Taşlar ayaklarımızın altından kaymaya çok müsaitti ve o taş kaydığında ayaklarımız koyu yeşil, yosunlu, kötü kokan bir suya girerdi. Her geçiş stresli bir maceraydı. Yine de diğer tarafa geçmekten vazgeçmezdik.
90’lara dair en uzun anlattığım bölüm olduğuna göre, bu geçişin anıları sadece hafızama değil, ruhuma da kazınmış olmalı. Tam bir Survivor parkuruydu SSK deresi.
Kumsallar
90’larda sahil sitelerinin neredeyse 10 km boyunca uzanan sahil şeridinin yalnızca belli yerleri rengarenk şemsiyelerle dolu olurdu. O zamanlar denize sıfır şekilde konumlanan site sayısı çok azdı. Bu nedenle sadece mevcut sitelerin önündeki alanlarda denize girilirdi. Boş arazilerin önlerinde genellikle balık tutan insanlar ya da kampçılar olurdu.

Okullar kapanmadan önce çok tenha olan plajlar temmuz ve ağustosta maksimum doluluğa ulaşırdı. Bugün bu plajlar yılın neredeyse yarısında kalabalık ve canlı. Artan sahil siteleri nüfusu, otel sayısı ve Sevgi Yolu, eskiye göre daha uzun süren bir sosyal ortam sağladı.
90’lı Yıllarda Zeus Mağarası
Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın girişinde yer alan Zeus Mağarası, eskiden macera arayan gençlerin uğrak yeriydi. O dönem yollardaki araç trafiği bugünkü kadar yoğun değildi. Bu sayede bisikletle Zeus’a rahatça ulaşırdık. Bazen de aile arabalarıyla gitmemize izin verilirdi.
Zeus’un soğuk ve karanlık sularına girmek 90’lı yıllarda bir cesaret göstergesiydi. Çünkü o zamanlar mağarayla ilgili çeşitli hikayeler uyduruluyordu. Bu hikayelerden birine göre mağaraya giren dalgıçlar Zeus’un karanlık sularında kaybolup aylarca bulunamamıştı. Mağaranın içinde gizli geçitler olduğu anlatılıyordu. Dalgıçlar bu geçitlerde kaybolduktan aylar sonra Antalya’da ölü olarak bulunmuşlardı. Antalya’da 🙂 O zamanlar internet ve cep telefonu olmadığı için bu tip hikayeler çok gezerdi ve hikayeleri çürütecek mekanizma yoktu. Bu nedenle en iyi ihtimalle bu hikayelere inanmaz ama yine de aklımızın köşesinde bir yerlerde hikayelerin gerçekliğinden şüphe duyardık.
Zeus bugün 90’lardaki gibi sahipsiz bir alan değil. Mağaraya giden yolu düzenlediler ve girişine bir seyir platformu koydular. Ancak bu platform mağaraya erişimi de engelliyor. Zaten son gittiğimde kopan kaya parçalarını da görünce inandım ki, mağaraya girmek artık çok tehlikeli.

Tafana
Tafana, Zeus’a çok yakın konumda yer alan büyükçe bir diskoydu. 90’larda Kuşadası’na gitmek yerine sitelerden çok uzaklaşmamayı tercih eden gençlerin favori mekanıydı. Ağırlıklı olarak tekno müzik çalardı ve fena değildi ama orayı hiçbir zaman çok dolu görmedim. Harika bir tasarımı ya da müthiş eğlenceli bir ortamı yoktu. Yine de 90’larda ünlü olan ve akıllarda kalan bir gece mekanıydı. Güzelçamlı sınırlarındaki bu büyük disko, lazer ışıkları sayesinde geceleri her yerden seçilirdi.
Milli Park Gezileri
Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın cennet koyları 90’larda bugünkü halinden daha bakirdi. Soyunma kabinleri ve tuvaletler yetersiz ya da kullanılamaz vaziyetteydi. Yine de, en popüler deniz aktivitelerinden biriydi milli parka arabayla gitmek. Çünkü çam ormanlarının dibindeki kristal berraklığındaki deniz, her şart altında çekiciydi.
Milli parkın içindeki kanyon, en az Zeus kadar heyecanlı bir macera parkuruydu. Bisikletle kanyona gidip bisikletleri kilitledikten sonra içeride yürüyüş yapmak, dönemin en havalı grup planlarından biriydi. Kanyon bugün hem amatör hem de profesyonel doğa yürüyüşçülerinin ve botanikle ilgilenenlerin favori adresi.
90’lı Yıllarda Milli Park Tekne Turları
90’larda milli parka tekne turuyla gitmek, en az bugünkü kadar yaygındı. Yaz mevsiminde Güzelçamlı marinası yerli ve yabancı turistlerle dolardı. Bugünden tek farkı, o zamanlar daha az sayıda ve daha küçük kapasiteli tekneler olmasıydı. Tekneler sabah saatlerinde yola çıkar, tüm koylarda gezer, Samos kıyılarından dönerdi. Bugün aynı turlar daha çok sayıda tekneyle düzenleniyor. Hatta, milli parka Kuşadası’nın merkezinden gelen tur tekneleri bile var.
Sonuç Olarak…
Kuşadası, 90’lı yıllarda rengarenk ve ışıltılı yazların adresiydi. Unutulmaz Kuşadası 90’ları, değişik ayrıntılarıyla hala güncel sohbetlere konu oluyor. Bu dönemde Kuşadası’nda bir yerlerde bulunanlar, dönem anılarının hala taptaze durduğunu fark etmiştir.
Sosyal medya ve kameralı cep telefonları henüz icat edilmediği için o döneme ait fotoğraflar çok az sayıda. Gittiğimiz yerlere fotoğraf makinesi götürme adetimiz de pek yoktu. Bu nedenle 90’ların güzel mekanlarına ait anılar yalnızca zihinlerimizdeki karelerden ibaret.
Yazıda eksik kalan bir 90’lar detayı ya da sizin için önemli bir 90’lar mekanı varsa, lütfen yorum olarak ekleyin 🙂 Paylaşmak istediğiniz dönem fotoğrafları varsa, Lyouada’nın instagram hesabını etiketleyerek paylaşabilirsiniz.
Sevgiler

